You are hereBlogs / hasansevki's blog / GDO'ya hayır

GDO'ya hayır


By hasansevki - Posted on 31 October 2009

GDO'ya hayır platformu: "Çiftçilerin daha nitelikli ve sağlıklı üretim yapmasına yönelik
örgütlenmeleri geliştirin!"

Aralarında TMMOB'ya bağlı odalar, TTB, Tüketici örgütleri, Çiftçi Sen, Ekoloji
inisiyatifleri, Greenpeace Türkiye, Çevre platformları ve yöre derneklerinin de
bulunduğu 'GDO‘YA HAYIR PLATFORMU' bileşenleri, özellikle yılda iki milyon ton
düzeyinde dışalıma konu olan GDO‘lu mısır ve soyadan üretilen işlenmiş
ürünlerin, 800‘den fazla çeşitle sofralarımıza ulaştığını, hiçbir etiketleme
yapılmadan satışa sunulan bu ürünlerin, halk sağlığını ciddi biçimde tehdit
ettiğini vurguluyor. "GDO‘lu tohumları temiz topraklara ekmeye
hazırlanıyorlar"GDO'ya Hayır Platformu Bileşenleri tarafından dün Ankara Ziraat
Mühendisleri Odası Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen basın toplantısında
yapılan açıklama şöyle devam ediyor:"Tüketicinin bilgilenme hakkını ihlal eden
ve halk sağlığını hiçe sayan bu durum, 10 yılı aşkın süredir tüm çarpıklığı ile
sürerken, bu kez Ulusal Biyogüvenlik Kanun Tasarısı Taslağı‘nın Bakanlar
Kurulu‘nda olduğu ve TBMM‘ne sevkedilmek üzere imzaya açıldığı bilgisi basına
yansıdı. Hükümet sözcüsü, konuyla ilgili konuşmasında, zaten ithalatı serbest
olan ve tüketilen bu ürünlerin Türkiye‘de ekimine de serbestlik getirileceğini
ifade etti. Anlaşılıyor ki, şimdi sıra, GDO‘lu tohumları Türkiye‘nin temiz
topraklarına ekmeye geldi...Kamuoyundan bir sır gibi saklanan Tasarı Taslağı
yasalaştığında, ortaya çıkacak durum şöyle özetlenebilir;
1) GDO‘ların üretimi
ve tüketimine izin verilecek,
2) Bu ürünlerin risk değerlendirmesi şirketlerin
kontrolünde olacak,
3) GDO‘lu ürünlerden zarar gören çiftçiler ve tüketiciler
zararlarını ispat etmek zorunda bırakılacak, bu ürünlerin zararlı olmadığının
ispatı şirketlerin üzerinde olmayacak,
4) Bu ürünleri ülkemize sokan veya üreten
şirketlerin cezai sorumlulukları oldukça düşük olacak,
5) Zarara uğradığını iddia
eden çiftçiler zamanaşımı tehdidi ile karşı karşıya kalacak,
6) Risk denetimine
tabi bu ürünlerle ilgili bilgiler kamuoyuna açıklanmayacak, şirket sırrı olarak
korunacak,
7) Tüketicilerin sağlıklı gıda tüketme hakları, küçük çocuklarla
sınırlandırılacak, sadece küçük çocuk ürünlerinde GDO kullanılmayacak,
8) Ülkenin
tüm genetik varlıkları şirketlerin kontrolü altına bırakılacak,
9) Çiftçiler,
tohumluk ayırma haklarını yitirecek; tozlaşma vb. yollarla ürünlerine GDO
bulaşmışsa şirketlere tazminat ödemek zorunda kalabilecekler,
10)Bu ürünlerin
denetimi konusunda çiftçi, tüketici, ekoloji örgütlerinin; bağımsız bilimsel
kurumların, meslek odalarının herhangi bir söz ve karar yetkisi
olmayacak...
 "Ülke tarımı üç - beş şirkete bağımlı hale getirilecek!""Yukarıda
özetlenen tablo, öncelikle ülkemiz tarımını doğrudan üç - beş şirkete bağımlı
hale getirecektir. GDO‘lu tohum ve pestisitleri (zirai mücadele ilacı) üreten
şirketler arasında yapılan evlilikler, bu sürecin tohum ve ilaç için üreticinin
her geçen yıl bu şirketlere daha çok ödeme yapmak zorunda kalacağını
göstermektedir. Çünkü terminatör teknolojisi ile üreme yeteneği alınmış
tohumlar, üreticinin tohum ayırma hakkını da elinden almaktadır. Böylece tüm
dünyada konvansiyonel ürünlere göre daha verimli olmadığı ve daha çok pestisit
tükettiği kanıtlanmış olan GDO‘lu tohumlar, temiz topraklarımızı ve üreticimizi,
çokuluslu şirketlerin kar aracı haline getirecektir. Sorunun bir diğer önemli
boyutu, biyoçeşitliliğimizin ve çevresel değerlerimizin tahribidir. GDO‘lu
ürünlerden olacak gen kaçışları, hem kültür bitkilerini hem de bunların yabani
akrabalarını kontamine edecek; bu tabloya eklenebilecek yatay gen kaçışları ile
doğada geri dönüşümü olanaksız bir süreç başlamış olacaktır. Tüketici ve halk
sağlığı açısından da tablo vahimdir. GDO‘lu ürünlerden işlenmiş gıda ürünlerinin
sofralarımıza ulaşması, halkımızı daha da ağırlaşan alerjik reaksiyon,
antibiyotik dayanıklılık, toksik etki, artan doğum anomalileri ve kısırlık gibi
sağlık sorunları ile karşı karşıya bırakacaktır. Oysa Avrupa Birliği,
şirketlerin EFSA (Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi) üzerindeki artık gizlenemeyen
etkilerin varlığına rağmen, topraklarının % 1‘inden az olan bölümünde, yalnızca
bir GDO‘lu mısır türünün ekimine izin vermiş olup; Avusturya, Macaristan,
Yunanistan, Almanya ve Fransa‘nın peşpeşe gelen yasaklama kararlarıyla GDO‘lu
ekim alanları 165 bin hektardan 105 bin hektara daralmıştır. Üstelik bu üretimin
% 80‘i yalnızca bir ülkede, İspanya‘da gerçekleştirilmektedir. Önümüzdeki
dönemde, halk ve çevre sağlığı ile kamu yararı odaklı bu yasaklamaları n artarak
süreceği öngörülmektedir. Bunun yanında Avrupa Birliği‘nde, içeriğinde % 0.9‘dan
fazla GDO‘lu hammadde bulunan ürünlerin ancak etiketlenerek satışına izin
verilmekte iken, halk sağlığı yanında, Türkiye‘nin kendine özgü kültür ve inanç
yapısına saygı gösterilme gereği duyulmadan, GDO‘lu gıdaların serbestçe satışı
gerçekleştirilmektedir."Bu yasa Meclis'e getirilmeden geri çekilmelidir"Şimdi
soruyoruz; bu Tasarı Taslağı kime hizmet etmektedir? Halkın GDO‘lu ürünlere
hiçbir talebi yokken, halkın örgütlerinden gizlenerek, hangi amaç ve nedenlerle
bu düzenleme gündeme getirilmektedir? ..Sonuç olarak, ülkenin onurlu ve namuslu
çiftçileri, tüketicileri, ekoloji örgütleri, ziraat, çevre, gıda mühendisleri,
birlikleri, kooperatifleri, siyasi partileri, demokratik kitle örgütlerinin bu
barbarlık yasasına karşı direnmeleri en temel haklarıdır. Ülkemizi açlık ile
terbiye etmeye girişenlere karşı, bu yasansın meclis gündemine gelmeden geri
çekilmesini talep ediyoruz.Bu ülkenin genetik varlıklarını, biyolojik
çeşitliliğini, tohumlarını korumak, toplumsal barışın, adaletin olmazsa olmaz ön
koşullarıdır. Bu doğrultuda, hemen hiç vakit kaybetmeden, toplum olarak vekil
ettiklerimize bir kez daha sesleniyoruz, şirketlerin geleceğini değil, doğa ve
toplum için biyolojik geleceğimizi koruyun. Bir an önce biyogüvenlik altyapısını
oluşturun, bu konuda bütçeden bir pay ayırarak ülkemizde genetik kirlenmenin
önünü alın. Çiftçilerin daha nitelikli ve sağlıklı üretim yapmasına yönelik
örgütlenmeleri geliştirin. Tüketici ve ekoloji örgütleriyle, doğru ve açık bir
bilgi paylaşım sürecini başlatın. Toplumun onayını almadan, apar topar
hazırladığınız bu yasaya, bu ülkenin gerçek sahipleri olan bizler direneceğiz.
Yok oluşumuzu seyretmektense, kendi kaderimizi belirlemeyi tercih
edeceğiz.
GDO‘YA HAYIR PLATFORMU BİLEŞENLERİ

-TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası
-TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
-TMMOB Peyzaj Mimarları Odası
-TMMOB Mimarlar Odası
-TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Marmara Bölge Şubesi
-TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Ege Bölge Şubesi
-Türk Tabibler Birliği-Tüketici Dernekleri Federasyonu
(TÜDEF)
-Tüketici Örgütleri Federasyonu (TÖF)
-Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER)
-Tüketici Hakları Derneği-
Tüketici Bilincini Geliştirme Derneği-
Çiftçi-SEN
-Ekoloji Kollektifi
-DOĞADER
-EKODER
-KESK
-Tarım Orkam-Sen
-Nilüfer Yerel Gündem 21
-Gemlik Yaşam Atölyesi Derneği
-İçanadolu Çevre Platformu (İÇAÇEP)
-Marmara Çevre Platformu (MARÇEP)
-Ege Çevre Platformu (EGEÇEP)
-Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi
-Gürsel Tonbul Çiftlik İşletmeleri
-İmece Evi İmece Ekoköyü Dogal Yasam ve Ekolojik Çözümler
Derneği
-Imece Ekoköyü Kooperatif Girişimi
-Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği
-Muratpaşa Dostları Derneği
- Konyaaltı Dostları Derneği
-Kibele Ekolojik Yaşam Kooperatifi
- PDA Pembe Domates Ağı-Akçaeniş Köyü Çevre Kültür Kalkınma
ve Dayanışma Derneği
-Kirazlı Ekolojik Yaşam Derneği-Bornova Sivil Toplum
Platformu (BORPLAT)
-Greenpeace Türkiye-Sinop Çevre Dostları Derneği-Doğu Akdeniz
Çevre Bileşenleri
-Yeni İnsan Yayınevi
-Buğday Derneği
-Slowfood Yağmur Böreği Birliği
-Slowfood Fikir sahibi Damaklar Birliği
-Slow Food Gençlik Gida Hareketi-
Slow Food Ankara Birliği
-Slow Food Kars Birligi
-Boğatepe Çevre Yaşam Derneği
-Aromaterapi Derneği (AROMADER)

Tags